UZUN BİR ARADAN SONRA MERHABA.
TEKNOLOJİK İMKANSIZLIKLARDAN DOLAYI SAYFAMDAN UZAK KALDIM.ARTIK DAHA DÜZENLİ ŞEKİLDE HAREKET ETMEYİ PLANLIYORUM.
2012 ne hatırlatıyor desem?
hayır kıyamet değil bence. bugün 2012 adlı filme gittim.görsel yönden fena değildi. daha farklı görüntüler bekliyordum. filmde daha çok duygusallığa yer verilmiş. insanların kaybetmedikleri hiçbir şeyin kıymetini bilemedikleri belirgin bir şekilde anlatılmış.eğer dünyanın sonu gelecekse iki yıla kadar, ben neler yapmalıyım diye soruyorsunuz kendinize.aslında hayatımızın her anının kıymetini bilmeli ve çok sevdiğim bir arkadaşımın dediği gibi; şu anı yaşamalıyız.
filmde kapitalist dünyanın acımasızlığı ve gücün parada olduğu da net olarak anlatılıyor. kapitalist düzende insanların gücünün ve öneminin parayla ölçüldüğü 2012 filminde açıkça görülüyor.
bütün insanlar bir şans daha istiyorlar filmde. fakat herşey için çok geç kalındığı yansıtılıyor. eminim herkes filmden sonra hayatını bir sorgulamadan geçirmiştir.
sonuçta ise her zamanki günlük telaşa kapılıp hırslarını ve çoookkk uzun yıllar sonrasına dayanan planlarını düşünmekten kimse kendini alıkoyamamıştır.
26 Aralık 2009 Cumartesi
23 Temmuz 2009 Perşembe

KUMLU TATİL
14 Temmuz
Büyük hayallerle aylar öncesinden planladığımız tatilimizin daha ilk gününde moralimiz bozuldu. Hiçbir şey düşündüğümüz gibi değildi.
10 Temmuz gecesi Ankara ‘dan Kemer’e yola çıktık. 11 Temmuz Cumartesi Kemer Çamyuva’ya geldik.
Harika bir tatil bizi bekliyordu. Öğretmen arkadaşlarımızla birlikte, eğlenceli bir tatil olacaktı.
Dört yıldızlı diye tanıtılan otelin yıldızlarının dökülmüş olduğunu, daha önce bu otelde insanların yemeklerden zehirlendiğini gelir gelmez öğrendik.
Hepimiz otel sorumlularıyla görüştük. Görüşmelerimizin kısmen de olsa sonuç verdiği söylenebilir.
Şu an tatilimizin dördüncü günündeyiz ve direnişimiz sürüyor!
Ben her şeye rağmen eğleniyorum. Deniz çok güzel. Dün ve bugün PHASELIS adında bir koyda denize girdik. Deniz harikaydı. M.Ö. 7. yy.’da kurulmuş bir uygarlığın yerleşim yeriymiş. O dönemden kalma tiyatro ve şehrin kalıntılarını gezdik.
Harika bir ormanı geçip sonunda denize ulaşıyorsunuz. Sakin ve huzur verici bir yer burası. Kentin yıkılmadan önceki halini görmek isterdim. Ne güzel olurdu. Nasıl yaşıyorlardı acaba o dönemlerde?
Keşke bir zaman makinem olsa da istediğim tarihe beni .
götürse…
İnsanların nasıl yaşadıklarını görsem. Hayal etmek bile güzel.
Büyük hayallerle aylar öncesinden planladığımız tatilimizin daha ilk gününde moralimiz bozuldu. Hiçbir şey düşündüğümüz gibi değildi.
10 Temmuz gecesi Ankara ‘dan Kemer’e yola çıktık. 11 Temmuz Cumartesi Kemer Çamyuva’ya geldik.
Harika bir tatil bizi bekliyordu. Öğretmen arkadaşlarımızla birlikte, eğlenceli bir tatil olacaktı.
Dört yıldızlı diye tanıtılan otelin yıldızlarının dökülmüş olduğunu, daha önce bu otelde insanların yemeklerden zehirlendiğini gelir gelmez öğrendik.
Hepimiz otel sorumlularıyla görüştük. Görüşmelerimizin kısmen de olsa sonuç verdiği söylenebilir.
Şu an tatilimizin dördüncü günündeyiz ve direnişimiz sürüyor!
Ben her şeye rağmen eğleniyorum. Deniz çok güzel. Dün ve bugün PHASELIS adında bir koyda denize girdik. Deniz harikaydı. M.Ö. 7. yy.’da kurulmuş bir uygarlığın yerleşim yeriymiş. O dönemden kalma tiyatro ve şehrin kalıntılarını gezdik.
Harika bir ormanı geçip sonunda denize ulaşıyorsunuz. Sakin ve huzur verici bir yer burası. Kentin yıkılmadan önceki halini görmek isterdim. Ne güzel olurdu. Nasıl yaşıyorlardı acaba o dönemlerde?
Keşke bir zaman makinem olsa da istediğim tarihe beni .
götürse…
İnsanların nasıl yaşadıklarını görsem. Hayal etmek bile güzel.
30 Haziran 2009 Salı
28 Haziran 2009 Pazar
İKİ AYLIK TATİL BAŞLADI
Yaz geldi, hava sıcak. Hayatımdaki yoğun iş temposu birden azaldı. Ben de bugünleri arkadaş ziyaretleriyle geçirdim.
Dün ilk kez arabamla uzun yola çıktım. Benim için iyi bir tecrübeydi. Ankara'ya kadar kullandım arabayı. Heyecan vericiydi. Son zamanlarda bayan arkadaşlarımla arabalarımızı alıp gezmek bizim en büyük zevkimiz oldu.
11 Temmuz'da Kemer'e gidiyoruz. Kadro oldukça kalabalık. Çok eğleneceğimizi düşünüyorum. Uzun bir aradan sonra bu tatil bana iyi gelecek. 22 Temmuz'da da Ankara'da Oryantiring seminerim var. Beş gün sürecek. Ormanda çadır kuracağız. Elimizde pusulalarla, ormanda koşturacağız.
Dün ilk kez arabamla uzun yola çıktım. Benim için iyi bir tecrübeydi. Ankara'ya kadar kullandım arabayı. Heyecan vericiydi. Son zamanlarda bayan arkadaşlarımla arabalarımızı alıp gezmek bizim en büyük zevkimiz oldu.
11 Temmuz'da Kemer'e gidiyoruz. Kadro oldukça kalabalık. Çok eğleneceğimizi düşünüyorum. Uzun bir aradan sonra bu tatil bana iyi gelecek. 22 Temmuz'da da Ankara'da Oryantiring seminerim var. Beş gün sürecek. Ormanda çadır kuracağız. Elimizde pusulalarla, ormanda koşturacağız.
22 Haziran 2009 Pazartesi

HEGEMONİK ERKEK
İnsanların çoğalıp doğa şartlarıyla uyum sağlama ve baş edebilme çabalarına girmesiyle ,kadın ve erkek arasındaki bedensel farklar netleşmeye başlamıştır.
Kadının hassas fiziksel yapısı, sert doğa koşullarıyla mücadeleyi erkek türüne bırakmıştır.
Mağaralara sığınmış insanlar, beslenme ihtiyacı için dışarı çıkıp avlanmak gerektiğinde kadınlar, erkek türünün öncelikle fiziksel gücünü kabul etmeye başlamışlardır.
Giderek erkek türü gücün simgesi haline gelirken, kadın erkeğe karşı zayıflamaya başlamış, kendisi de mağara dışındaki hayatla baş edip mağaradaki kadının korumasının, beslenmesinin onun (erkeğin) görevi olduğunu kabul etmiştir.Böylece kadın, erkeğin güç simgesi olduğunu, kendisinin onun tarafından yönetilmesi gerektiğini, erkeğin bir lider, bir reis olduğunu beyninde tamamen mantıklı hale getirmiştir.
Erkek, egemenlik duygusunu, özgüvenini, insanlığın ilk yıllarından bu yana, kadınların sosyal yaşma katılamayışları nedeniyle ortaya çıkan boşluk sayesinde elde etmiştir. Bir nevi, istemeyerek de olsa kadın, sosyal hayattaki özgürlüğünü, erkeğe armağan etmiştir.
Kadın, iki tür arasındaki fiziksel ve duygusal farklılığı, sosyal hayatta da görmüş, kabul etmiştir.
Mağaralardan çıkıp, toplu yerleşik hayata geçişle birlikte, kırsal ve kentsel yaşamda erkek giderek güçlenmiş, bu gücüyle iş, sosyal yaşam, ikili ilşkiler alanında egemenliğini sağlam temellere oturtmuştur.
Aile kuırumu, bir kadın ve bir erkeğin birlikte yaşamaya başlaması, nesillerini devam ettirmek adına yeni bireyler dünyaya getirmesiyle oluşmuştur.
Artık bir ortak yaşam vardır ve bu yaşamı devam ettirmek adına, elde edilmesi gereken temel ihtiyaçlar, aile mensubu bireyler tarafından karşılanmıştır.
Genellikle bu ihtiyaçların temininde kadına ve erkeğe ayrı ayrı roller biçilmiştir. Kadın, erkeğe göre daha duygusal, daha hasasas olan yapısından ve geçmişten bugüne gelen öğretilerden de kaynaklı olarak , erkeğin yanında, aile kurumunda ve toplumda pasif kalması gerektiğine inanmış, inandırılmıştır.
Kendisini, korunmaya ve bir lider tarafından yönetilmeye muhtaç olarak değerlendirmiştir. Çünkü, daha önceki yaşantılarda hep bu şekilde olmuş, annelerinden öğrendikleriyle, kadının yerinin evi olduğu, erkeği mutlu etmekle yükümlü olduğu eve bir reis gerektiği, bu reisin de ancak bir erkek olabileceği öğretilmiştir.
Nesilden nesile bu öğreti giderek normalleştirilip, kişiler tarafından kabul edilmiştir.
İki tür arasında bir egemenlik çatışmasının olmaması gerekir. Yaşam boyunca, iki türün temel hedefi, biyolojik ve böylece farklı psikolojik yapılarını anlamaya çalışmak, empati kurarak anlamlı bir ortak yaşam için mücadele vermek olmalıdır.
Kıyısız Deniz
28 Mart 2009 Cumartesi
...
Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
bir gök gürlese bari diyorum
bir sağnak patlasa bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik,
hiç gitmesem
oysa ne kadar sakin sokaklar, kent ve bütün yeryüzü
ipince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne sessizce çekip gidiyorum şimdi,
sessiz ve kimliksiz
Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün.
Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
bir gök gürlese bari diyorum
bir sağnak patlasa bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik,
hiç gitmesem
oysa ne kadar sakin sokaklar, kent ve bütün yeryüzü
ipince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne sessizce çekip gidiyorum şimdi,
sessiz ve kimliksiz
Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün.
23 Mart 2009 Pazartesi
Aylardır almayı planlayıp da alamadığım arabama nihayet kavuştum.
Dün beş arkadaş ,oto galerilirini gezmeye karar verdik. Sadece fikir sahibi olalım dedik. Birçok yere gittik, en son uğradığımız galerideki kırmızı arabaya bindim ve ben bu arabayı alıyorum dedim. Arkadaşlarım güldü, ben de kendime hem şaşırdım, hem de güldüm. Bu kadar ani bir kararı kimse beklemiyordu, ben bile...
Çok heyecanlandım alıyorum derken. Direksiyona geçtim, Başak da yanıma oturdu. Erkek arkadaşlara da, ancak arka koltuğa oturabileceklerini söyledim.Erkekler somurttu, kızlar güldü.Böylece, Erkek hakimiyetine son verebilmenin sevincini yaşadım. ha ha haaaa...
Bir yandan pazarlık ederken bir yandan da bu haberi hemen arkadaşlarımlapaylaşmayı düşünüyordum.
Arabayı cuma günü teslim edecekler.Uzun bir süre tek başıma trafiğe çıkamam sanırım. Cesarete ıhtıyacım var.
Sonuçtaaaa, arabayı aldıııım. Lakin, yakın bir arkadaşım, bu haberi paylaştığımda, "hımmm, hayırlı olsun. Artık sıradan vatandaşlar gibi durakta otobüs beklemeyceksin." dedi.
İyi de ben çok mutluyum, benim de bir oyuncağım var. Siz de biraz heyecanlansanıza...
Dün beş arkadaş ,oto galerilirini gezmeye karar verdik. Sadece fikir sahibi olalım dedik. Birçok yere gittik, en son uğradığımız galerideki kırmızı arabaya bindim ve ben bu arabayı alıyorum dedim. Arkadaşlarım güldü, ben de kendime hem şaşırdım, hem de güldüm. Bu kadar ani bir kararı kimse beklemiyordu, ben bile...
Çok heyecanlandım alıyorum derken. Direksiyona geçtim, Başak da yanıma oturdu. Erkek arkadaşlara da, ancak arka koltuğa oturabileceklerini söyledim.Erkekler somurttu, kızlar güldü.Böylece, Erkek hakimiyetine son verebilmenin sevincini yaşadım. ha ha haaaa...
Bir yandan pazarlık ederken bir yandan da bu haberi hemen arkadaşlarımlapaylaşmayı düşünüyordum.
Arabayı cuma günü teslim edecekler.Uzun bir süre tek başıma trafiğe çıkamam sanırım. Cesarete ıhtıyacım var.
Sonuçtaaaa, arabayı aldıııım. Lakin, yakın bir arkadaşım, bu haberi paylaştığımda, "hımmm, hayırlı olsun. Artık sıradan vatandaşlar gibi durakta otobüs beklemeyceksin." dedi.
İyi de ben çok mutluyum, benim de bir oyuncağım var. Siz de biraz heyecanlansanıza...
14 Mart 2009 Cumartesi
BİR TUHAF HİKAYE

Geçen hafta üç arkadaş 'Benjamin Button'un Tuhaf Hikayesi' adlı filme gittik. Hayatımızı sondan başlayarak yaşasaydık neler olurdu? Ne hissederdik acaba?
Birçok soruyu akla getiriyor bu film. Neresinden başlarsak başlayalım hayata, daima sevginin bizi yaşattığına karar veriyorsunuz film sonunda.
Dışlanmışlığı, acıyı, savaşı,ölümü, anne sevgisini, aşkı, fedakarlığı, emeği, içtenliği anlatıyor film.
Ben çok beğendim bu filmi. Üç saat sürdü ama hiç sıkılmadan izledim.
Dün ilk kez Badminton hakemliği yaptım. Heyecan vericiydi. Acemilik zor oldu tabii. Neyse ki yanımızda tecrübeli hakemler vardı da onların sayesinde tedirginliğimizi attık.Maçlardan sonra eve gelip uyudum. Spor salonunda çok üşümüştüm.
Bu sabah dışarı çıktığımda kar yağdığını gördüm. Bahar geldi derken bu kar da nereden çıktı dedim. Hava yine de fena sayılmaz.
Perşembe günü Eylül'ü okuldan ben aldım. Eylül benim sevgili arkadaşım Hazan Mevsimi'nin kızı.
Eylül okulda beni görünce çok şaşırdı.Küçük kuzular gibi zıplaya zıplaya yanıma geldi, beni öptü. Ben de büyük bir zevkle onu öptüm. Arkadaşlarına hava atarcasına eşyalarını hazırladı ve çıktık. Onu böyle mutlu görmek çok güzeldi.
Eve gidip birşeyler hazırladık ve yemek yedik. Eylül sen bir tanesin canım!
23 Şubat 2009 Pazartesi
HAFTASONU
Haftasonu yoğun geçti. Cumartesi bütün gün nöbetçiydim. Kitap okumak için iyi bir fırsattı ama dışarda arkadaşlarımla gezmek de fena olmazdı hani. Akşam eve dönmeden birer kahve içip, müzik dinledik üç arkadaş. Canlı müzik eşliğinde içilen kahvelerle günün yorgunluğunu attık üzerimizden.
Pazar günü sabah erkenden Gençlik Merkezi denen spor kompleksinde BadmiNton hakemlik kursuna katıldım. İki karşılaşma izledim ve hakemlik yapmaya çalıştım. Yakında Badminton hakemi olacağım. Kurs bitiminde kuaföre gidip, saçlarımda bir değişiklik yapmaya karar verdim. Rengini değiştirdim. Birçokbayan gibi ben de saçlarımda değişiklik yaptığımda kendimi daha iyi hissediyorum. Bir kadının en değerli mücevheri saçlarıymış!
Pazar akşamı, Pazartesi gününün yaklaşmasından duyduğum huzursuzlukla geçti. Pazartesi sendromunu yaşamadığım bir Pazar günü geçiremeyeceğim galiba.
Her ne kadar üzerimde bir gerginlik yaratsa da, haftanın ilk günü iyi geçti diyebilirim. Görüşmek üzere.
Pazar günü sabah erkenden Gençlik Merkezi denen spor kompleksinde BadmiNton hakemlik kursuna katıldım. İki karşılaşma izledim ve hakemlik yapmaya çalıştım. Yakında Badminton hakemi olacağım. Kurs bitiminde kuaföre gidip, saçlarımda bir değişiklik yapmaya karar verdim. Rengini değiştirdim. Birçokbayan gibi ben de saçlarımda değişiklik yaptığımda kendimi daha iyi hissediyorum. Bir kadının en değerli mücevheri saçlarıymış!
Pazar akşamı, Pazartesi gününün yaklaşmasından duyduğum huzursuzlukla geçti. Pazartesi sendromunu yaşamadığım bir Pazar günü geçiremeyeceğim galiba.
Her ne kadar üzerimde bir gerginlik yaratsa da, haftanın ilk günü iyi geçti diyebilirim. Görüşmek üzere.
21 Şubat 2009 Cumartesi
KIYISI BİZ OLALIM DENİZLERİN
Kıyıları olan denizleri biliriz hep; bunlar anlatılmıştır bize, bu öykülerle beslenmişizdir: Bu nedenle denize girmeden, kaçacak kıyı ararız önce. Hayatımızı sürünün dayanılmaz kontrolüne teslim eden bir güven ararız bu kıyılarda; hayatı yaşamaya başlamadan önce...
Oysa asıl hayat, bizi biz yapan hayat, içimizdeki güvenle kıyısız denizlere dalmaktır! Kıyısı var mı bir denizin diye bakmayalım girmeden önce; daldığımız denizlerin kıyısı biz olalım, olur mu Deniz?
Oysa asıl hayat, bizi biz yapan hayat, içimizdeki güvenle kıyısız denizlere dalmaktır! Kıyısı var mı bir denizin diye bakmayalım girmeden önce; daldığımız denizlerin kıyısı biz olalım, olur mu Deniz?
20 Şubat 2009 Cuma
BELKİ YİNE GELİRİM
Arkadaşlarımın bloglarını takip ederken,blog olayının insanı rahatlatan bir yanı oldugunu düşündüm.Onların samimi yazılarını okumaktan çok hoşlandım.
Arada bir gelip ağlayabilecegim, gülebilecegim, güvenebilecegim bir internet günlüğümün olması gerektiğine karar verdim.
Blogu oluşturmamda yardım eden isim babası Abdurrahim Özmen'e, sevgili arkadaşım Erhan'a,baglantıyı kuran Milan'a şükranlarımı ifade etmek isterim. Hepinizi seviyorum.Evimde internetim yok fakat belki yine gelirim...
Arada bir gelip ağlayabilecegim, gülebilecegim, güvenebilecegim bir internet günlüğümün olması gerektiğine karar verdim.
Blogu oluşturmamda yardım eden isim babası Abdurrahim Özmen'e, sevgili arkadaşım Erhan'a,baglantıyı kuran Milan'a şükranlarımı ifade etmek isterim. Hepinizi seviyorum.Evimde internetim yok fakat belki yine gelirim...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)