14 Mart 2009 Cumartesi

BİR TUHAF HİKAYE


Geçen hafta üç arkadaş 'Benjamin Button'un Tuhaf Hikayesi' adlı filme gittik. Hayatımızı sondan başlayarak yaşasaydık neler olurdu? Ne hissederdik acaba?

Birçok soruyu akla getiriyor bu film. Neresinden başlarsak başlayalım hayata, daima sevginin bizi yaşattığına karar veriyorsunuz film sonunda.

Dışlanmışlığı, acıyı, savaşı,ölümü, anne sevgisini, aşkı, fedakarlığı, emeği, içtenliği anlatıyor film.

Ben çok beğendim bu filmi. Üç saat sürdü ama hiç sıkılmadan izledim.


Dün ilk kez Badminton hakemliği yaptım. Heyecan vericiydi. Acemilik zor oldu tabii. Neyse ki yanımızda tecrübeli hakemler vardı da onların sayesinde tedirginliğimizi attık.Maçlardan sonra eve gelip uyudum. Spor salonunda çok üşümüştüm.


Bu sabah dışarı çıktığımda kar yağdığını gördüm. Bahar geldi derken bu kar da nereden çıktı dedim. Hava yine de fena sayılmaz.


Perşembe günü Eylül'ü okuldan ben aldım. Eylül benim sevgili arkadaşım Hazan Mevsimi'nin kızı.

Eylül okulda beni görünce çok şaşırdı.Küçük kuzular gibi zıplaya zıplaya yanıma geldi, beni öptü. Ben de büyük bir zevkle onu öptüm. Arkadaşlarına hava atarcasına eşyalarını hazırladı ve çıktık. Onu böyle mutlu görmek çok güzeldi.

Eve gidip birşeyler hazırladık ve yemek yedik. Eylül sen bir tanesin canım!