9 Ağustos 2010 Pazartesi

ANLAR...


Anlar
Eger,yenıden başlayabilseydim yaşamaya,
İkincisinde daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz,sırtüstü yatardım.
Neşeli olurdum, ilkinde olmadıgım kadar,
Çok az şeyi
Ciddiyetle yapardım.
Temizlik sorun bile olmazdı asla.
Daha çokriske girerdim.
Seyahat ederdim daha fazla.
Daha çok güneş doguşu izler,
Daha çok dağa tırmanır,daha çok nehirde yüzerdim.
Görmedigim bir çok yere giderdim.
Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
Gerçek sorunlarım oludu hayali olanların yerine.
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım .
Yeniden başlayabilseydim eger,yalnız mutlu anlarım olurdu.
Farkında mısınız bilmem. yaşam budur zaten.
Anlar,sadece anlar.Siz de anı yaşayın.
Hiçbir yere yanında su,şemsiye ve paraşüt almadan,
Gitmeyen insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eger ,hiçbir şey taşımazdım.
Eger yeniden başlayabilseydim,
İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
Bilinmeyen yollar keşfeder,güneşin tadına varır,
Çocuklarla oynardım,bir şansım olsaydı eger.
Ama işte 85'indeyim ve biliyorumn...
ÖLÜYORUM....
Arjantin-1985

Jorge Luis Borges

GECELERİ ALANYA...

AŞKSIZ, PARASIZ, PULSUZ TATİL!


21 Temmuz'da, sevgili Esoş'la Alanya'ya gittik. Uçaktan iner inmez pişman olduk ama geri dönmek için artık geçti.
Güzelim Ankara havasından sonra Alanya'da bizi yoğun bir sıcak karşıladı.Bu kadar neme dayanamayacağımızı düşündük.
Akşam Alanya'daki arkdaşım bize şehri gezdirdi. Sabah otele yerleştik, yaşayacağımız alanda kısa bir temizlik ve eşyalarımızın yerleştirilmesi faslından sonra en yakın plaja koştuk.
Eğer dışarı çıkınca denizin kenarında, eve gelince de klimanın kenarında değilseniz büyük ihtimalle buharlaşıp yok olabilirsiniz demektir.
İlk birkaç gün, hava değişiminin bizi çarpmasıyla uykudan gözümüzü açıp da plaja gitmek zor geldi. Hep geç saatlerde gittik plaja.Bir ara tatil boyunca uyuyacağımız, denize hiç giremeyeceğimiz konusunda endişe duymaya başladık. Çünkü plaja gelince de şezlongda uyuyorduk mışıl mışıl. Bu arada ikimizin de yüzme konusundaki eşsiz cesareti, Akdeniz'in dev dalgalarına karşı on iki gün boyunca verdiğimiz mücadele takdire şayandı.Ünlü DİM mağarasını gezdik. İçerisi ve dışarısı arasındaki ısı farkının da etkisiyle acele bir gezme oldu ama güzeldi.
Akşamları dışarı çıktığımızda, sanki bütün gün saklanan insanlar kendilerini sokağa atmışlardı.Tüm şehir rengarenk ışıklarla süslenmiş, çok hoş bir manzara vardı karşımızda. Bir akşam, -sürpriz ziyaretleriyle bizi mutlu eden- çok sevdiğimiz iki arkadaşımızla birlikte Alanya'yı Kaleden gören manzarası, biraz daha nefes alınabilen havası, harika yemekleriyle gerçekten çok beğendiğimiz MALDAN restorana gittik.Yemek boyunca bizi hiç yalnız bırakmayan sevgili kediye, yemeğe eşlik etmesinden dolayı hepimiz teşekkür ediyoruz.
Akşamları gitmek isteidiğimiz yerler için seçeneğimiz oldukça fazlaydı. Çok gürültülü mekanları kaldıramayacak yaşta olmamızın etkisiyle, hep daha sakin yerler tercih ettik.
Müziği, ortamı ve kalitesi açısından en uygun olarak gördüğümüz KAKTÜS'te zaman geçirdik genellikle. ''Merdivenden inen ve çıkan maymun'' taklitleri, rengarenk kokteylleriyle barmeni,
''Hayatı
Aşskız,
Parasız,
Pulsuz,
Yaşıyorum!'' tişörtüyle göze batan sevimli 'çocuk' ve diğerleri gerçekten Kaktüs'e renk katıyordu.
Ankara'ya dönme vakti geldiğinde bu sıcaktan ve nemden kurtuluyoruz diye sevinçle çantalarımızı hazırladık fakat Ankara'ya geldiğimizde o kadar da sevinilecek birşey olmadığını, burada da havanın son derece sıcak olduğunu gördük.
Herşeye rağmen evimize dönmek güzeldi. Tatilimiz sıcak, bunaltıcı, uzun ama eğlenceliydi.