30 Ekim 2010 Cumartesi

MARDİN KAPI ŞEN OLUR...


Mardin Kapı'nın nerede olduğunu bilen var mı? Herkesin sandığı gibi Mardin'de değil! Diyarbakır'ın dört kapısından biri olan Mardin Kapı, dibindeki değirmenin kalıntıları ile Diyarbkır'da bulunuyor.
Ekim ayının yazdan kalma sıcak bir gününde, birçok medeniyeti içinde barındırmış olan o güzel şehri, Mardin'i gezdik. Akşam da Midyat'a geçtik.Buraya her gelişimde gümüş satan dükkanları görünce, gözümü alamıyorum vitrinlerden.Yine harika takılar vardı.
Midyat çarşısından geçip karanlık sokaklara girdik. Eski taş binalardan oluşan sokaklar çok dar ve karmaşıktı. Kalacağımız yeri bulmak kolay olmadı.
Bu eski binaların arasında dolaşırken, evlerin ve buradaki yaşantıların geçmişini hayal ettim.Ne kadar güzeldi kimbilir!..Yıllar önce aşağıdaki çarşı taş binaların içindeymiş ama şu an oldukça bakımsız görünen bu yapılar, depo veya hayvan barınağı olarak kullanılmakta. Gerçekten nadiren görebileceğiniz taş yapıların onarılması, tüm dünyaya tanıtılması,yeniden yaşanabilir hale getirilmesi gerekirken, çürümeye terkedildiğini görmek çok üzücü.
Karanlık sokakları geçip, nihayet Kasr ı Nehroz'a ulaştık. Manzarası,konforu,otantik dekoruyla çok güzel bir oteldi. Akşam Midyat Süryanileri'nin kurduğu derneğe gidip sobbet ettik.
Süryaniler, kökenleri 5000 yıl öncesine giden bir toplum. Eski Mezopotamya halklarının kültür mirasçıları. Hıristiyanlığı kabul ettikten sonra, egemen kültürlerin baskılarıyla asimilasyona ve dışlanmaya maruz kalmışlar.Şu an dünyanın değişik bölgelerinde dağınık bir şekilde yaşamaktalar.
Farklı kültürlerden insanları tanımak, onlarla sohbet etmek çok güzeldi.Unutamayacağım gezilerimden biri daha geride kalırken,yolculuğumuzun son durağı Diyarbakır ''uçak havaalanıydı.''
Sırada,sabırsızlıkla beklediğim Van ve Ağrı gezileri var.