
1945'te Utrech'te doğdu. 16 yaşında yasak ilişkisinden hamile kalıp, okulunu terk etmek ve evlenmek zorunda kaldı.
19 yaşında boşandı, yarım kalan eğitimine devam etti.1970'li yıllarda Holanda'da feminist ve sosyalist hareketin gelişmesine katkıda bulundu.Uluslararası kongrelere,kitlesel kampanyalara, sosyal alanda kadın çalışmalarına katıldı.
''Utanç Bitti'' adlı otobiyografik romanında erkek egemen toplumun kadının varlığını hergün biraz daha yok saymaya çalıştığını, kadının yaşama hakkının elinden alınmaya çalışıldığını anlatıyor.
1970'lerde başlayan 'cinsel devrim''in 'cinsel' fakat devrimci olmadığına dikkat çekiyor. Erkeklerin en büüyk korkularının, kadınların artık onlara ihtiyaç duymadıklarını hissetmeleri olduğunu ortaya çıkarıyor.
Kitapta, kadınların tüm enerjilerini erkeklerin kendilerini iyi hissetmeleri için harcadıklarını gözler önüne seriyor.Kadının kadın haretketini yavaşlatan ve baltalayan birçok davranışını da eleştiriyor.
Geceleri dışarı çıkamıyoruz, çıkarsak da hızlı adımlarla doğruca karşımıza bakıp, yumruklarımızı her an birinin suratına indirecekmişcesine sıkarak yürüyoruz.Karanlık sokaklara girmemek için yolumuzu değiştiriyoruz. Yanlışlıkla bir erkekle gözgöze gelmişsek, taciz veya tecavüzü haketmiş oluyoruz.
Kitapta yer alan, Shulamith Firestone'den bir alıntıyla yazıma son veriyorum:
'' Eşitliğin olanaklı olduğuna inanan, yüksek ideallere sahip kadınlar, tipik kadınsı özelliklerinden vazgeçmek ve onları erkeklerin dolaysızlığı, dürüstlüğü, hareket özgürlüğü sandıkları şeye dönüştürmek için tüm çabalarını gösteren kadınlar pek de rağbet görmediler. Anneleriyle aynı kişiliği edinmemek için bulundukları büyük özveriye , yüksek amaçlarına, aydın sohbetlerine kimsenin değer vermediğini fark ettiler.
Çünkü erkekler, onların zekice takılmalarından, tarzlarından, cinselliklerinden, mum ışığında yemeklerinden keyif alsalar da her seferinde kafasızın biriyle evlenmek için çekip gittiler, daha da kötüsü sonra geri gelip nasıl bir canavarla evlendiklerinden yakındılar...''