Oryantiring nedir dediğimizde, bize koşarak satranç oynamak dediler. Çeşitli sembollaer içeren tuhaf haritalar ve pusulalarla yön ve hedef bulmaya çalıştığınız eğlenceli, fakat yorucu bir spor dalı.
9-13 TEMMUZ 2010 tarihinde Ankara Çamkoru İzcilik Tesislerinde ORYANTİRİNG kursuna katıldık.Sıkıcı sayılmazdı. Genellikle eğlendik. Çok yorucu olduğunu da belirtmeliyim. Doğa yürüyüşleri, hedef bulma çalışmaları derken sürekli bir koşturma vardı.
Çadırlı kamp olarak geldik fakat, hava durumu haberleri yağışlı gösterdiği için-benim tüm itirazlarıma rağmen-bizi tesiste barındırmaya kararlıydılar. O iğrenç odalarda kaldık mecburen. Yatak denen tuhaf şeylerin üzerine uyku tulumlarımızı koyup yattık.
Şimdi, izcilik bu memleket için önemliyse,izciliği yürütmeyi düşünen bunca insan neden böyle bir rezilliğin içine atılıyor? Bunu kampın sonuna kadar tartıştık. Sanırım oradaki eğitimci liderler ve kamp sorumlularının da burunlarından getirdim kampı. Ama sen sormazsan, ben sormazsam, sorgulamazsam nasıl düzelecek aksaklıklar?
Kampın birgününü anlatayım:
Sabah 06,30 da gürültüyle uyandık.Ben herşeye rağmen 07,00 a kadar uyumaya çalıştım.07,15 te bir toplan düdüğü ve sabah sporu denen işkence .Kilometrelerce dağ, bayır, orman, dere, göl yürüdük. Sabahları ormandaki zemin ıslak olduğu için genellikle düşe kalka yürüdük tabii.
Kampa geri dönüp kahvaltı ettik. Yetersiz olmasına rağmen, ormanda o kahvaltı bile lükstü.
Kahvaltıdan hemen sonra bir düdük daha. Neymiş efendim, haritaları alacakmışız da, pusulayı haritaya kitleyecekmişiz de, hedefleri bulacakmışız..... oooooo çok yorucu.
Üstelik yön bulma konusunda son derece yeteneksizim.
öğle saatinde Çamkorudaki tüm ormanlık alanları, dağları, tepeleri, gölleri, dereleri koşturdular bize. Bu oryantiringçiler çok acımasızmış.Sanırım 10 km yürüdük. Artık konuşmaya bile halimiz kalmamıştı ama kampa dönüp yemek yemeliydik.
Dönüşte kamptaki sevgili arkaşım Nurcanla ekibin en sonunda kalıp, onları attlattık ve kahve içmeye gittik. O koşullarda bu kahveyi içmek bizim için muhteşem bir şeydi.
Üstelik yanında bir de falcısı vardı. Kahveleri içip, fallarımızı birer peri masalı gibi dinledik.İnanıp inanmamk o anki ruh halinize kalmış birşey.
Kampa dönüp yemeklerimizi yedik. Nihayet bitti derken acımasız ekip bize bir sürpriz yapıp, gece oryantiringi hazırlamışlar. Duyunca mutluluktan gözlerimiz yaşardı. Bu sefer de el fenerleri, harita ve pusulalarla ormandaydık. Saat 24,00 olduğunda kampımızdaydık. O berbat odalarda yatıp uyumak için can atıyorduk.
Artık evimde ve rahat yatağımda uyuyorum....